Dolandırılamayanlardan mısınız?

Son zamanlarda Karadağ hakkında bir yığın dolandırıcılık haberi çıktı ve bunlar TV haberlerine kadar yansıdı. Bu haberlerden bazılarını YouTube'da izledim. Açıkçası biraz da kızmadım değil, hatta bayağı kızdım ve üzüldüm. Dolandırıcılara, danışmanlara olan güveni sarstıkları ve isimlerini zedeledikleri için zaten çok kızıyorum! Vatandaşlık satmanın haricinde burada daha ne dolandırıcılık hikayeleri duyuyoruz. Ama TV röportajı sırasında dolandırıcılar ile danışmanlık firmaları aynı kefeye konulmuş gibi hissettim, ona da kızmadım değil. Tabiri caizse bir nevi Know-How veya consulting diyebileceğimiz şey, artık "Birilerine para kaptırmak" diye adlandırılıyor demek ki ülkemizde. Hadi normal vatandaşlar tamam ama bir fahri konsolosun bunun için ödenen paraya "para kaptırmak" tabirini kullanması enteresan geldi. Danışmanlık işini gerçekten çok dürüstçe yapan ve yaptığı işin vergisini ödeyen insanlar adına bu yazıyı yazmayı gerekli gördüm.

1. "Elinizi kolunuzu sallayarak Karadağ'a gidebilirsiniz!"

TV haberlerinde Karadağ Fahri Konsolosu beyefendi vizesiz ve elinizi kolunuzu sallayarak gidebileceğinizi söylüyor. Evet vize yok ama rahat rahat gidilebileceğinden tam emin değilim. THY'den İstanbul - Podgorica biletinizi alın, elinizi kolunuzu sallaya sallaya gitmeye çalışın bakalım. Herhangi vizesiz bir ülkeye gidermiş gibi davranın. İlk şoku havaalanında (check-in esnasında bile değil, boarding esnasında) yaşarsanız danışmanlık firmalarının neden gerekli olduğunu belki o zaman bir daha düşünürsünüz. Araştırmayanlar "Acaba ne olabilir ki" diyor şimdi kendi kendine. Araştırın kardeşim!

2. "Kendiniz 150€ - 170€'ya halledebilirsiniz."

Tam olarak şirket kurmanın ana maliyetlerini biliyorum desem yalan olur. Konsolos bey söylediğine göre muhtemelen bu fiyatlardır. Zerre itirazım yok. Ancaaak, şirketinizi açmaya gittiğinizide yazmanız gereken bir ton kağıdı Karadağca bilmediğiniz için kendiniz yazmanız gerekecek. İngilizce bilmeyen bir memura denk geldiğinizde (ki bu çok olası), adama boş boş bakmanın değeri paha biçilemez (başıma geldiği için biliyorum). Kadastro'dan owner list almaya gittiğiniz zaman, dolduracağınız form da ingilizce olmayacak. Ben yazanı anladığım halde form dolduramıyorum bazen, yanımda muhasebecim olmadan devlet dairesine adım atamıyorum. Siz yaparsınız ama!

3. "Yeminli mali müşavir 500€'ya hallediyor."

Konsolos bey bu konuda kesinlikle çok haklı, muhasebe ofislerine gittiğiniz zaman 550€ (Budva'da bildiğim en ucuz yer) karşılığında şirket açma işlemlerinizi hallediyorlar. Kaç günde hallederler ve bu sizin konaklama - yaşam maliyetinizi ne kadar artırır biz bilemeyiz tabi. Oturum izni için size yardımcı olacaklarını da söylüyorlar. Ama iş oturum iznine başvurmaya geldiğinde elinize bir "Izjava" tutuşturup, notere onaylatmanız lazım bunu dediği zaman "Akın bey bize böyle söylediler, ne yapabiliriz?" diye bana mesaj atmayın artık, geçti o bedavaya kamu hizmeti yaptığım devirler. Çocuğunuzu okula yazdırmasını falan da yeminli mali müşavirden istersiniz. Gece çocuk hastalanınca (Allah korusun ama yaşamadığımız şeyler değil), sabaha karşı saat 04:00'da ne yapacağız diye de yeminli mali müşavirinizi ararsınız. Gece saat 01:00'da "Ya biz acıktık ama domuz etini anlatamıyoruz adama, sana zahmet bir söyler misin domuz eti olmasın?" gibi bir derdiniz olursa, bu da yeminli mali müşavirinize.

Yahu bakın bir olay anlatayım; Adam bir kelime dahi ingilizce bilmiyor ama şirket açıp iş yapcağım diye gelmiş buraya. "İngilizce bile bilmeden çok zor, bence girişmeyin bu işlere" diyorsun, seni dinlemiyor bile. Otele yerleşmiş akşam beni arıyor, söylediği cümle şu: "Reception'a söyler misin bize temiz havlu getirsin". Ulan elinde havluyla receptiona gitsen, işaret parmağınla havluyu gösterip "Ğıı, ğıı" desen bile adam havlu istediğini anlar be. İçinden bir La havle çekip "Peki" diyosun. Adam üç gün sonra "Ben şirket açmayacağım, vazgeçtim" diyor, bedavaya adam eylediğinle kalıyorsun. Ne salak adammışım ben ya? Yazdıkça aklım başıma geliyor, daha da sinirleniyorum. Şu yazıyı yazarken yarım paket sigara içtim.

Ulan bunu anlatmayacaktım ama anlatacağım, gaza geldim bir kere. Ben, "Şirket konusunda soru soracağım" diye çağırıp, "Bize karı bulur musun?" diyen adamlarla uğraştım ya. Yemin ediyorum şaka değil bu. "Pezevenk gibi bir halim mi var?" diyip yolluyorsun, ağzını yüzünü de kıramıyorsun yabancı ülkedesin diye, moralinin bozulduğuyla kalıyorsun işte. Bu kadar uğraştığın şeyden sonra şirket başı cebine 300 - 400€ ya kalıyor ya kalmıyor. Ofis kirası ve kiranın %9 vergisi, ev kirası ve kiranın %9 vergisi, yediğin-içtiğin, şirketin aylık giderleri, ödediğin KDV ve manyak manyak tipler gibi şeylerle de mücadele ettiğin yetmiyormuş gibi, sonra da birisi çıkıp senin bu mücadelenin karşılığını "para kapmak" olarak tanımlıyor. Vay arkadaş!

Gelelim danışmanlık şirketlerine. Bu danışmanlık işini yine benim bildiğim kadarıyla 1.250€'dan başlayıp 10.000€'ya kadar yapan firmalar var. Kim aldığı paranın karşılığında ne hizmet veriyor bilmiyorum ama eğer size YALAN SÖYLEMİYORSA, yaptığı iş karşılığında herkes istediği fiyatı talep etmekte özgürdür. Philipp Plein bluz var 875€, Budva sahilde barakalarda da bluz satıyorlar 8,75€. Haydi Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliğini ve İnterpol'ü Philipp Plein'in sahibini dolandırıcılıktan tutuklaması için göreve davet edelim. Saçmalık, değil mi? Kazıkçılık belki diyebilirsiniz, ama dolandırıcılık asla! Hatta kazıkçılık da diyemezsiniz. Gidin o 7900€ ya şirket açan firmaya sorun isterseniz reklam giderleri ne kadarmış diye. En azından ben onların Bloomberg yayınları sayesinde öğrendim Karadağ'ı. Google denen bişey var, açın araştırın. Siz eğer her "hıyarım var" diyene bir avuç tuz alıp koşarsanız, sonradan işin aslını öğrenince bunun için kimseyi suçlayamazsınız. Keza bazı danışman şirketlerdeki ekibe bakıyorsunuz, hiç istedikleri parayı hak etmiyorlarmış gibi durmuyorlar.

Neyse! Uzun lafın kısası, siz bu kadar emeği tecrübeyi hiçe sayabiliyorsanız danışmanlık şirketlerine sakın ha "para kaptırmayın", 150€ - 170€'ya kendiniz gelin halledin. Hayde kalın sağlıcakla!